Login:
Password:

Forgot password Register

Article


21
   
Report


SİZİN EVİNİZ GAZETEMİZ...!


DAHA GÜÇLÜ, DAHA DOĞRU, TARAFSIZ, BEKLENTİSİZ...




Sayı: 15 Tarih: 11.12.2013 Halkın Gazetesi




TURKISH AIRLINES


Katkılarından Dolayı TURKISH AIRLINES a Teşekkür Ederiz.




JUST NEWS




Peki ama O kim?


BİR LİDERİN DOĞUŞU 3

27 Mart 1994 yerel seçimlerinde Erdoğan %25,19 oy oranı alarak İstanbul'un Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi. 12 Aralık 1997'de Siirt’te topluluğa konuşma yaptığı bir miting sırasında Ziya Gökalp'ın 1912 yılında Balkan Savaşı için yazdığı Asker Duası'nın değiştirilmiş bir sürümü ile; orduyu öven dizeyi söylemeden, yerine aşağıdaki mısraları eklediği ve ardından konuşmasının devamında "her devrin Firavun ve Nemrutları olduğunu bunun karşısına çıkacak Musa ve İbrahimlerin engelleri aşarak pislik dolu yolları temizleyeceğini" söylemesi nedeniyle Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargılanmaya başlandı. 21 Nisan 1998 tarihinde mahkeme, sanığın Türk Ceza Kanunu’nun 312/2 maddesinden “Halkı din ve ırk farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik etmek” suçunu işlediği kararını verdi ve Erdoğan bir yıl hapis ve 860 TL para cezasına çarptırıldı. Daha sonra sanığın mahkemedeki tavrı ve duruşmadaki hali gözönüne alınarak cezası 10 ay hapis ve 176,66 TL para cezasına indirildi. Ceza infaz yasası gereği 10 aylık hapis cezası 4 aya indi. Erdoğan Diyarbakır DGM'nin kararına temyiz başvurusu yaptı. 24 Eylül 1998 tarihinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını onadı ve bu tarihte hüküm kesinleşti. ''Minareler süngü, kubbeler miğfer Camiler kışlamız, mü'minler asker Bu ilâhi ordu dinimi bekler Allahu Ekber, Allahu Ekber.'' Bilinenin aksine Recep Tayyip Erdoğan'ın okuduğu, yargılanıp hapis cezası almasına sebep olan şiir Ziya Gökalp'in Asker Duası isimli şiirinin değiştirilmiş bir versiyonu değildir. Onun okuduğu şiir yukarıda geçtiği şekliyle Romen Diyojen ve Büyük Selçuklu Türk Hükümdarı Alparslan'ın karşılıklı konuşmalarını gösteren Türk Standartları Enstitüsü tarafından basılmış "Türk ve Türklük" isimli kitapta geçen Ziya Gökalp'in başka bir şiiridir. Milli Eğitim Bakanlığı bu kitabın okunmasını öğretmenlere ve orta dereceli okul öğrencilerine tavsiye etmiştir.
--------------------------------------------------------------------------------------------------
HASAN YEŞİLDAĞ ANLATIYOR;
Hasan Yeşildağ, konsolosluktaki işlerini bitirmiş, çıkmak için kapıya yönelmişti. Güvenlik bankosunda oturan polis memurunu görünce durdu: “Cengiz Abi burada mı?” “Yukarıda.”
“Hazır yolumuz düşmüşken, uğrayıp bir selam vereyim” dedikten sonra, polis memurunun bir şey söylemesini beklemeden asansöre yöneldi. Cengiz Bey, Hasan’ı karşısında görünce sevinmişti. Odada asker tıraşlı, koyu takım elbiseli iki kişi daha vardı. “Hasancığım, hoş geldin!” dedi. “Buyur otur, seni misafirlerimle tanıştırayım. Türkiye’den geliyorlar. İkisi de bizden emekli. Çok değerli ağabeylerimiz!” Konuşmaya pek hevesli görünmeyen misafirler, televizyondaki haberlere dalmışlardı. Spiker, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’na verilen hapis cezasının onaylandığını söylerken, arka planda Tayyip Erdoğan’ın görüntüleri yer alıyordu. Cengiz Bey, yüzünü tiksintiyle buruşturarak misafirlerine döndü: “Yahu, kesemediniz gitti şu herifin sesini!” Misafirlerden yaşlı olanı: “Merak etme!” diye, cevap verdi. “Az kaldı. Hapishanede bitireceğiz işini!” Hasan Yeşildağ, duyduğu sözlerin dehşetiyle donup kalmıştı. Cengiz Abisi, kendisinin Tayyip Bey’le tanıştığından habersizdi. “Müsaadenizle” dedi; “Benim kalkmam lazım; gecikirsem trafiğe takılırım.” Asansöre doğru yürürken, başı zonkluyor, bacaklarının titremesine mani olamıyordu. Tamamen tesadüf eseri olarak elde ettiği bu bilgi, hayati öneme haizdi. Çünkü, Cengiz Alkan, MİT İsviçre sorumlusuydu! Aldığı bilgiyi ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi Üyesi olan kardeşi Zeki Yeşildağ’la paylaştı. Ne gibi önlemler alabileceklerini gözden geçirirken Zeki, kestirip attı: “Abi, uzatmaya gerek yok. Tayyip Bey’le beraber sen de gireceksin cezaevine.” Hasan Yeşildağ ilk iş olarak bankasına gidip bir çek defteri alır. Amacı, yakın bir arkadaşına çek kesip, vadesi geldiğinde ödemeyerek karşılıksız çek kesmekten ‘içeri’ girmektir. Kendisini mahkemeye vermesi için arkadaşına bir de avukat tutar. Çekin üzerindeki rakam 370 bin liradır. Dava aleyhine sonuçlanırsa dört ay fiilen yatmak zorunda kalacaktır. Duruşmada, yana yakıla hakimden kendisini hapse mahkum etmesini talep eder. Hakim, meslek hayatında ilk defa, böylesine saçma bir taleple karşılaşmanın şaşkınlığı içindedir. Hakimi ikna eder. Sonuçtan haberdar etmek için Tayyip Bey’i aradığında, onu Sakarya’da konuşma yaparken bulur. Doğruca kürsüye varır. Mahkemeden aldığı evrakı uzatıp, tekmili verir: “Ben hazırım!..” Erdoğan’la hangi hapishanede yatacakları konusunda ihtimaller gözden geçirilir: Erdek, Karamürsel, Çorlu, Akyazı derken, Pınarhisar Cezaevi kesinlik kazanır. Hasan Yeşildağ, önceden gidip cezaevini gezer. Yapılacak işlerin bir listesini çıkarır. Yönetimden gerekli izinleri aldıktan sonra kendilerine tahsis edilen koğuşu bir güzel temizletir. Duvarları kağıt kaplatır, zemine, boydan boya halı döşetir. Elektrik ve sıhhi tesisatı yeniler. Sıcak su temini için şofben taktırır. Koğuşun bahçeye ve koridora açılan kapılarını boyatıp yalnızca içeriden açılabilen ilave sürgüler yaptırır. Çatıya manyetik bariyerler, bahçeye elektronik sensörler yerleştirir. Gerekli gördüğü kör noktalara kamera sistemi kurdurur. Sıra mobilya ve beyaz eşyaya geldiğinde keseye davranmak Erhan Şenol’a düşer. Derin donduruculu büyük boy bir buzdolabı, çamaşır ve bulaşık makinesi, toplantı ve çalışma masaları, deri koltuklar, oturma grupları ve büyük ekran bir televizyonla, kalacakları koğuşu ve cezaevi kütüphanesini, sıkıcılıktan uzak bir yaşam ve çalışma alanına dönüştürürler. Bu arada mahkum ve gardiyanlar da unutulmamıştır. Herkese pantolon, gömlek, ayakkabı ve eşofman takımı alınır. Hasan Yeşildağ, ağalığın ‘vermekle kaim’ olduğunun farkındadır. Son kez İsviçre’ye gittiğinde, işlerini bir arkadaşına, eşini ve çocuklarını Allah’a emanet edip geri dönmüştür. Dışarıdaki işlerini bitirip, Reis’ten üç gün önce Pınarhisar Cezaevi’ne teslim olduğunda, mahkumlar ve gardiyanlar tarafından krallar gibi karşılanır. Yanında getirdiği hediyeleri dağıtırken, ortalık bayram yerine döner. Koğuşu ve aldığı güvenlik önlemlerini son kez gözden geçirir. Her şey yerli yerindedir. T.C. Pınarhisar Kapalı Ceza ve Tevkif Evi, ‘tarihi misafir’ini beklemektedir. Tayyip Erdoğan, yanında Ahmet Ergün ve Hayati Yazıcı olduğu halde içeri girmiş, hapishanenin ağır demir kapıları ardından kapanmıştı. Sonrasını, koğuş arkadaşı Hasan Yeşildağ anlatıyor: Tayyip Bey, Hayati Abi’yle birlikte içeri girdi. Hepimizin gözleri dolmuştu. Yukarı geldi. Yukarıda Erhan Şenol, Zeki Yeşildağ falan var. Yüzbaşı orada, üsteğmen orada, savcı orada... Tanıştılar. Sonra biz ikimiz koğuşa geçtik. Hapishaneye ilk girildiği anın psikolojisini bildiğim için ne zaman boşalacak diye bekliyorum fakat Reis’te tık yok. Etrafa şöyle bir göz attı: “Güzel olmuş!” dedi. Reis’i beklerken, hapishanede bulunan mahkum ve gardiyanlarla toplantı yapıp, herkesi sıkı sıkı uyarmıştım: Tayyip Bey’in yanında sigara içilmeyecek! Bacak bacak üstüne atılmayacak! Laubali hareketlerden kaçınılacak! Herkes, saygılı olacak! Yattığımızda saat 02.30’du. Öyle yorgundum ki, başımı yastığa koyar koymaz uyumuşum. Saat 05.00’te bir tıkırtıyla uyandım; baktım, Reis sabah namazı için hazırlık yapıyordu. Uykumu alamadığım için biraz zorlansam da, kalkıp abdest aldım. Namaza yabancı biri değildim. Önceleri sadece cumaları kılardım. 1978’de cezaevine düşünce beş vakit namaza başlamıştım.

Devamı yarın ki sayımızda......


BİR LİDERİN DOĞUŞU


BİR LİDERİN DOĞUŞU 1..


Yazar: Just be



SPONSORLAR




Gangstars


Bütün sTR Halkını Askeri Birliğimize Bekleriz..









Uzun vadeli güvenli bir yatırım için resme tıklayın.


Teşekkürler..... Yakup_89



Previous article:
BİR LİDERİN DOĞUŞU 2 (12 years ago)

Next article:
Başımız Sağolsun Tolga Zengin (12 years ago)

ESim
or
Register for free:
Only letters, numbers, underscore and space are allowed (A-Z,a-z,0-9,_,' ')
Show more

By clicking 'Sign Up!', you agree to the Rules and that you have read the Privacy Policy.

About the game:


USA as a world power? In E-Sim it is possible!

In E-Sim we have a huge, living world, which is a mirror copy of the Earth. Well, maybe not completely mirrored, because the balance of power in this virtual world looks a bit different than in real life. In E-Sim, USA does not have to be a world superpower, It can be efficiently managed as a much smaller country that has entrepreneurial citizens that support it's foundation. Everything depends on the players themselves and how they decide to shape the political map of the game.

Work for the good of your country and see it rise to an empire.

Activities in this game are divided into several modules. First is the economy as a citizen in a country of your choice you must work to earn money, which you will get to spend for example, on food or purchase of weapons which are critical for your progress as a fighter. You will work in either private companies which are owned by players or government companies which are owned by the state. After progressing in the game you will finally get the opportunity to set up your own business and hire other players. If it prospers, we can even change it into a joint-stock company and enter the stock market and get even more money in this way.


In E-Sim, international wars are nothing out of the ordinary.

"E-Sim is one of the most unique browser games out there"

Become an influential politician.

The second module is a politics. Just like in real life politics in E-Sim are an extremely powerful tool that can be used for your own purposes. From time to time there are elections in the game in which you will not only vote, but also have the ability to run for the head of the party you're in. You can also apply for congress, where once elected you will be given the right to vote on laws proposed by your fellow congress members or your president and propose laws yourself. Voting on laws is important for your country as it can shape the lives of those around you. You can also try to become the head of a given party, and even take part in presidential elections and decide on the shape of the foreign policy of a given state (for example, who to declare war on). Career in politics is obviously not easy and in order to succeed in it, you have to have a good plan and compete for the votes of voters.


You can go bankrupt or become a rich man while playing the stock market.

The international war.

The last and probably the most important module is military. In E-Sim, countries are constantly fighting each other for control over territories which in return grant them access to more valuable raw materials. For this purpose, they form alliances, they fight international wars, but they also have to deal with, for example, uprisings in conquered countries or civil wars, which may explode on their territory. You can also take part in these clashes, although you are also given the opportunity to lead a life as a pacifist who focuses on other activities in the game (for example, running a successful newspaper or selling products).


At the auction you can sell or buy your dream inventory.

E-Sim is a unique browser game. It's creators ensured realistic representation of the mechanisms present in the real world and gave all power to the players who shape the image of the virtual Earth according to their own. So come and join them and help your country achieve its full potential.


Invest, produce and sell - be an entrepreneur in E-Sim.


Take part in numerous events for the E-Sim community.


| Terms of Service | Privacy policy | Support | Alpha | Luxia | Primera | Secura | Suna | Vexa | Sora | Magna | e-Sim: Countryballs Country Game
PLAY ON