Katkılarından Dolayı TURKISH AIRLINES a Teşekkür Ederiz.
JUST NEWS
Peki ama O kim?
BİR LİDERİN DOĞUŞU
26 Şubat 1954 Kasımpaşa, Beyoğlu İstanbul'da doğdu, Babasının Sahil Güvenlik Teşkilatı'nda görevli olmasından ötürü çocukluğu Rize'de geçti. Ailesi ile birlikte 13 yaşındayken İstanbul'a yerleşti. Babasının almış olduğu maaş okul masraflarını karşılayamadığı için çocukluk döneminde limonata ve simit satarak okul masraflarını ve harçlığını çıkartmaya çalışıyordu, İlkokulu Kasımpaşa semtindeki Piyalepaşa İlkokulu'nda, liseyi ise İstanbul İmam Hatip Lisesi'nde okudu ve 1973 yılında mezun oldu. Üniversiteye girme konusundaki kısıtlamalar nedeniyle dışarıdan bitirme imtihanlarına girerek fark derslerini verdi ve Eyüp Lisesi'nden ikinci bir lise diploması aldı. Daha sonra Marmara Üniversitesi'ne bağlanarak adı Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi olarak değiştirilen Aksaray İktisadi ve Ticari İlimler Yüksek Okulu'ndan lisans derecesiyle 1981 yılında mezun oldu. Gençliğinde yerel bir kulüpte yarı profesyonel futbolcu olarak oynadı. Daha sonra, büyüdüğü ilçenin takımı Kasımpaşa SK'da oynamaya başladı tahmin edebilirmiydiki bir gün oynadığı klübün stadyumunun ismi Recep Tayyip Erdoğan stadyumu olacaktı. Üniversite yıllarında Milli Türk Talebe Birliği'ne girdi, 1976 yılında Millî Selâmet Partisi (MSP) Beyoğlu Gençlik Kolu Başkanlığına ve aynı yıl MSP İstanbul İl Gençlik Kolları Başkanlığına seçildi. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 1983 yılında kurulan Refah Partisi ile siyasi dönemi tekrar başlatır. 1984 yılında Beyoğlu İlçe Başkanı, 1985 yılında da İl Başkanı ve MKYK üyesi seçildi. 1986 ara seçimlerinde milletvekili adayı oldu. Ardından 1989 yılında da Beyoğlu ilçesinin belediye başkan adayı oldu ve 1989 seçimlerinden Refah Partisi 2. parti olarak çıktı. 1991 yılında tekrar milletvekili adayı oldu ve parti barajı geçince milletvekili olmasına rağmen tercihli oy sistemi sebebiyle yüksek seçim kurulu milletvekilliğini iptal etti. İşte Türkiye'nin kaderinin değiştiği dönem şimdi başlıyordu bir lider çıkacaktı yıl 1994 yerel seçimler yaklaşıyordu başbakanlığa kadar uzuyacak bu yol'un başlangıcında yaşadığı anılarını sizlere anlatmak istiyorum; “Anlatılan hepimizin hikayesi. Hepimizin hikayesini yazan adamın hikayesi...” Tayyip Erdoğan ne sadece Ergün Poyraz’ın kitaplarında anlatılan bir gizli tarikat üyesi ne de Vural Savaş’ın bahsettiği gibi habis urla beslenen vampirler tayfasından. O günlerin Refah Teşkilatında, Tayyip Erdoğan’ın başkanlığını yaptığı İstanbul İl Başkanlığıyla, Genel Merkez arasında usul yönünden ciddi bir çekişme vardır. Tayyip Erdoğan’ın kendine özgü yöntemlerine Genel Merkez şüpheyle yaklaşmaktadır. 94′yerel seçimleri öncesidir ve İstanbul Belediye Başkan adaylığı için Genel Merkez’in aklından henüz partiye yeni katılmış olan Ali Coşkun geçmektedir. Oğuzhan Asiltürk’ün ağzından, “İstanbul dükalığını yıkacağız” tehdidi dilden dile dolaşır o sıralar. Hoca, perde gerisinden izlediği bu mücadeleye el koyar ve her iki aday için anket yaptıracağını söyler. Fakat Ali Coşkun, “anketten ben çıkmazsam, benim için züldür”der. Fakat Tayyip Erdoğan dik durmakta ısrarlıdır ve sözünü esirgemez: “ Ali Coşkun, ‘anketten ben çıkmazsam, benim için züldür’ diyormuş. Peki, bize ne oluyor? Kendimizi bildik bileli bu hareketin içindeyiz, on senedir bu teşkilatın başkanıyım. Şimdi bize diyorlar ki, ‘anket yapacağız ve seni yeni gelen biriyle yarıştıracağız’. Biz, bu bizim için züldür demiyoruz, Hayırlısı Allah’tan diyoruz”. Düğümün çözüleceği yer bellidir; Hoca’ya müracaat edilecektir ve öyle de olur. Gerisini Ahmet Ergün anlatıyor: “...dilimin döndüğünce ‘neden Tayyip Erdoğan’ın aday olması gerektiği’ konusunda tezlerimi sıraladım. Yaptırdığımız anketten bahsettim. Yarım saat boyunca ben anlattım, Hoca sözümü kesmeden beni dinledi. En sonunda “bitti mi” diye sordu. ‘bitti sayenizde’ dedim. Gözlerine bakmaya cesaret edemiyordum. ‘sayenizde ha’ diye söz başladı ve hiç susmadan devam etti: ” Siz, hangi hakla, benden, genel merkezden habersiz böyle bir çalışma yaptınız. Partimizin adını kullanarak insanlara soru sorma hakkını kim verdi size? Ali kıran baş kesen mi sandınız kendinizi, kimsiniz siz? İznimiz olmadan insanlara sorular sorarak kul hakkı yediğinizin farkında mısınız siz? Derhal tövbe ediniz! Tövbe de yetmez; soru sorduğunuz insanları bulup, onlardan tek tek özür dileyecek hatta helallik isteyeceksiniz...“Sessizce kalkıp huzurdan çıktık, hilafsız kulaklarımıza kadar kızarmıştık” Ve parti içinde büyük sevgi duyulan RTE aday olmuştur. 27 Mart 1994 seçimleri için aday bildirme sürecinin bitmesine sadece bir gün kalmıştır. Tayyip Erdoğan, Rizeliler Vakfı’nın düzenlediği geceye katılmak üzere Florya’da bulunan Mavi Marmara Et Lokantası’na doğru yola çıkar. Yolda telefon çalar. Arayan, genel merkezdir. Araçta bulunan herkes heyecanlanır. Tayyip Erdoğan’ın adaylık haberi beklenmektedir. Ne var ki, telefon ikide bir kesilmektedir. O civarda, Ahmet Çamlı’nın bir arkadaşına ait ofisin telefon numarasını verirler. Genel merkez tekrar arar. Yapılan görüşmede adaylık mevzusunun henüz açıklığa kavuşmadığı cevabını alan Tayyip Erdoğan, burnundan solumaktadır. Öfkesini dışa vurmamaya çalışarak tekrar yola koyulur. Lokantaya varırlar. Fakat Tayyip Erdoğan’ın, orada öylece dikilip ona buna tebessüm ederek ‘geceyi şâd edecek’ hali kalmamıştır. 10, bilemedin 15 dakika oyalanıp kalkarlar. Tam arabaya binip hareket edecekleri sırada, telefon çalar. Erdoğan, teşekkür ederek telefonu kapattığında, arkadaşlarının beklediği müjdeyi verir: “Elhamdülillah!..”
“Tamam mı Reis?”
“Tamamdır, inşallah! Ahmet Tekdal’dı. ‘Hayırlı olsun’ dedi.”
Arabalarına binip, Topkapı’daki İl Merkezi’ne doğru hareket ettiklerinde, aracın deposunda yakıt kalmadığını fark ederler. Yedikule’ye sapıp biraz ilerideki benzin istasyonuna girerler. Araç durur durmaz, başkanın sol yanında oturan Mustafa Ataş, hızla araçtan inip başkanın tarafına doğru seyirtir, sol eliyle ceketinin önünü kapatırken, sağ eliyle de aracın kapısını açar:
“Buyrun Başkanım!”
“Hayrola Mustafa Bey?”
“Büyükşehir Başkan Adayı değil misiniz? Seçim kampanyamızı şu andan itibaren fiilen başlatıyoruz!..”
Tayyip Bey çaresiz, arabadan iner. Mustafa Ataş, benzinlik çalışanlarına seslenir:
“Arkadaşlar! Refah Partisi İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı sizlere takdim ediyorum. Kendisi, İstanbul’umuzun siz sayın hemşerilerini muhabbetle selamlıyor!”
In E-Sim we have a huge, living world, which is a mirror copy of the Earth.
Well, maybe not completely mirrored, because the balance of power in this virtual world looks a bit
different than in real life. In E-Sim, USA does not have to be a world superpower, It can be
efficiently
managed as a much smaller country that has entrepreneurial citizens that support it's foundation.
Everything depends on the players themselves and how they decide to shape the political map of the
game.
Work for the good of your country and
see it rise to an empire.
Activities in this game are divided into several modules.
First is the economy as a citizen in a country of your choice you must work to earn money, which you
will get to spend for example, on food or purchase of weapons which are critical for your progress
as a fighter.
You will work in either private companies which are owned by players or government companies which
are owned by the state.
After progressing in the game you will finally get the opportunity to set up your
own business and hire other players. If it prospers, we can even change it into a joint-stock
company and enter the stock market and get even more money in this way.
In E-Sim, international wars are nothing out of the ordinary.
"E-Sim is one of the most unique browser games out there"
Become an influential politician.
The second module is a politics. Just like in real life politics
in E-Sim are an extremely powerful tool that can be used for your own purposes.
From time to time there are elections in the game in which you will not only vote, but also have the ability
to run for the head of the party you're in.
You can also apply for congress, where once elected you will be given the right to vote on laws
proposed by your fellow congress members or your president and propose laws yourself.
Voting on laws is important for your country as it can shape the lives of those around you.
You can also try to become the head of a given party, and even take part in presidential
elections and decide on the shape of the foreign policy of a given state
(for example, who to declare war on).
Career in politics is obviously not easy and in order to succeed in it, you have to have
a good plan and compete for the votes of voters.
You can go bankrupt or become a rich man while playing the stock market.
The international war.
The last and probably the most important module is military.
In E-Sim, countries are constantly fighting each other for control
over territories which in return grant them access to more valuable raw materials.
For this purpose, they form alliances, they fight international wars, but they also have
to deal with, for example, uprisings in conquered countries or civil wars, which may explode on
their territory.
You can also take part in these clashes, although you are also given the opportunity to lead a life
as a pacifist
who focuses on other activities in the game (for example, running a successful newspaper or selling
products).
At the auction you can sell or buy your dream inventory.
E-Sim is a unique browser game.
It's creators ensured realistic representation of the mechanisms present
in the real world and gave all power to the players who shape the image of the virtual Earth
according to their own.
So come and join them and help your country achieve its full potential.
Invest, produce and sell - be an entrepreneur in E-Sim.
Take part in numerous events for the E-Sim community.