Osman Bey veya Osman Gazi (Osmanlı Türkçesi: عثمان باک, Osman Bey, Türkmence: Osman Gazy,) mahlasıyla Fahrüddin veya Osmancık (1258, SöÄŸüt – 1 AÄŸustos 1326, Bursa) Osmanlı BeyliÄŸi ve Osmanlı Hanedanı'nın kurucusu ve beyliÄŸin ilk padiÅŸahıdır. Babası Süleyman Åžah ile Hayme Hatun'un oÄŸlu ErtuÄŸrul Gazi, annesi ise Halime (Haime) Hanım'dır.
Beyliğinin bağımsızlığını ilanı:
1299 yılında Anadolu Selçuklu Devletinin uçbeyi olmaktan çıkıp bağımsızlığını ilan etmiÅŸtir. MoÄŸol istilalarından kaçan Müslümanların, beyliÄŸine sığınması ile siyasi ve askeri gücü artmıştır. ÇöküÅŸ döneminde bulunan DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu'ndaki karışıklıkların da etkisiyle kısa sürede Anadolu ve DoÄŸu Roma'nın hakimi durumuna gelmiÅŸtir. Vefat ettiÄŸi zaman beylik, EskiÅŸehir ile Bursa arasındaki topraklarda hüküm sürüyor ve DoÄŸu Roma İmparatorluÄŸu'na ait İznik ve Bursa'yı abluka altında tutuyordu.
İlk yılları:
Osman Bey (bazı kaynaklara göre Orhun Bey), 1258 yılında SöÄŸüt'te doÄŸdu.
YaÅŸamının erken dönemleri hakkında güvenilir kayıtlar yoktur. Osman Bey'in soyuna ve boyuna ait bilgiler gelenekseldir ve en eskisi ölümünden 100 yıl sonra yazılmıştır. Bu eserler arasında en eskiden baÅŸlayarak Ahmedî (ö. 1414), Dâstân ve Tevarih-i Mûlûk-i Âl-i Osman', Åžükrullah (ö. 1464), Behçetu't-Tevarih ve ÂşıkpaÅŸazâde (ö. 1481), Tevarih-i Âl-i Osman adlı eserler isimlendirilebilir. Dönemine ait tüm çaÄŸdaÅŸ eserler büyük ölçüde 1422 ya da hemen sonrasında tarihlendirilen ve artık mevcut olmayan (ama özgün bir metinden türemiÅŸ oldukları iddia edilmektedir. Bazı tarihçilere göre,
Osman Gazi'nin yaÅŸam ve savaÅŸları tarihsellikten çok, masalsı destansı bir örtüntü içinde, halk söylentileri, ermiÅŸlik öyküleri ve mitolojik lejantlarla renklendirilmiÅŸtir.
Babası ErtuÄŸrul Gazi (bazı kaynaklara göre ErdoÄŸdu Bey) Batı Anadolu’da SöÄŸüt] Ovası ile Domaniç Yaylasında yaÅŸayan OÄŸuz Türkleri'nin Bozok boyunun Kayı kolundan olan büyük kalabalık bir obaya baÅŸkanlık etmekte idi. Osman Gazi onun küçük oÄŸlu idi. Tarihçi İbni Kemal (ö. 1534) Tevarih-i Al-i Osman adlı eserinde ErtuÄŸrul Bey'in Anadolu'ya (Rum'a) geldiÄŸinde iki oÄŸlu bulunduÄŸunu, SöÄŸüt'te göçebe yaÅŸamının sürdürürken 1254'de (hicri 652'de) "aslan yapılı ay yüzlü" küçük oÄŸlu Osman'ın doÄŸduÄŸunu bildirir. Halk söylentilerine göre annesi (ya da babaannesi), Hayma Ana'dır.
Yine tarihçi İbni Kemal, Osman'ın gençliÄŸinde "yiÄŸitler arasına girdiÄŸini" ve "vurmada tutmada ve durmada ve oturmada herkesi kendini uydurduÄŸunu" belirtir ve kardeÅŸlerden en küçüÄŸü olmakla beraber "ÅŸimÅŸir (kılıç

ve tedbirle cümlesinden evvel olduÄŸunu" bildirir. Bu anlatımın OÄŸuz destanınin temalarına benzer ÅŸekilde iÅŸlenmiÅŸ olduÄŸu barizdir.
1281 yılında 23 yaşında iken Kayı Boyu'ndan Ömer Bey'in kızı Malhun Hatun ile evlendi. Bu evlilikten daha sonra Osmanlı Devleti'nin başına geçecek olan Orhan Gazi doÄŸdu.
Daha sonra Åžeyh Edebali'nin kızı Bala Hatun ile evlendi. Bu evlilikten de Alaeddin Bey dünyaya geldi.
BeyliÄŸi eline geçirme çabaları:
1281 yılında babası Ertuğrul Bey 90 yaşlarında iken vefat etmiştir.
Birçok tarihcinin anlaÅŸtığı görüÅŸe göre, Kayı aÅŸireti beyliÄŸi için beylik görevi deÄŸiÅŸmesi barışçıl olmamış ve beylik görevini üzerine alabilmek için Osman Gazi yakınları ile "taht mücadelesi" yapmıştır. Bu mücadelenin kimle yapıldığı ve nasıl geliÅŸtiÄŸi tartışmalı olup deÄŸiÅŸik tarihçiler deÄŸiÅŸik anlatımlarda bulunmaktadırlar.
Bu anlatımlardan çokca sayıda taraflısı olan birisine göre, Osman Gazi amcası Dündar Gazi ile beylik için çatışmaya giriÅŸmiÅŸtir. Bu anlatıma gÅ‘re Dündar Bey Kayı boyunun ileri gelen ulusları tarafından tutulmakta ve aÅŸiretin genç yiÄŸitleri ise Osman Bey'i desteklemekteydi. Bu çatışmanın ne kadar sürdüÄŸü ne türlü devam ettiÄŸi bilinmemektedir. Fakat çatışma sonunda Osman Bey galip gelmiÅŸ ve düÅŸmana karşı yapılan akınlara karşı çıktığı bahanesi verilerek yaÅŸlı Dündar Bey'i bir ok atımı ile öldürmüÅŸtür. Bundan sonra Osman Bey OÄŸuz töresine uygun olarak Kayı AÅŸiretine baÅŸ ve buÄŸ olmuÅŸtur.
Alternatif bir anlatım olan Hacı BektaÅŸ'ın "Velâyet-Nâme" eserinde ise Osman'ın beyliÄŸe geçme anlatımı deÄŸiÅŸiktir.[7] Kayı boyu aÅŸireti Sultanönü ve civarına yerleÅŸtikten sonra önce amcası AydoÄŸmuÅŸ ve sonra babası ErdoÄŸdu (ErtuÄŸrul) Bey beyliklerinden daha sonra da küçük amcası Gündüz Alp Kayı beyi olmuÅŸtur. Osman Gazi bu sırada çevresindeki aÅŸiret yiÄŸitleri ile yerel Bizanslı Yarhisar, Bilecik, İnegöl, İznik yörelerine akınlar düzenlemeye baÅŸlamıştır. Bizanslı Bursa Tekfuru Konya'da bulunan Selçuklu sultanı III. Alaeddin Keykubad'a elçiler gönderip bu akınlardan ÅŸikayet etmiÅŸtir. Selçuklu Sultanı ise Gündüz Alp'a haber göndererek akınları düzenleyen yeÄŸeni Osman Bey'i yola getirmesini istemiÅŸtir. Gündüz Alp Osman Beyi yakalayarak yiÄŸitleri ile birlikte Konya'ya III. Alaeddin Keykubad'a göndermiÅŸtir.
Ancak Selçuklu Sultanı Osman Gazi'yi beÄŸenip el ve onay alması için onu Sultan Karahöyük'te bulunan Hacı BektaÅŸ Veli'ye yollamıştır. Hacı BektaÅŸ Osman'ı büyük bir misafirperverlikle karşılaÅŸmış, ve tekbirle kendi tülbentini onun başına dolayıp sanki ona taç giydirmiÅŸtir. Osman Konya'ya dönerken Hacı BektaÅŸ onunla Sultan'a hitap eden Osman'ı öven bir mektup da göndermiÅŸtir. Selçuklu Sultanı bu mektubu okuduktan sona "buna yüce bir mansıp veresuz" dediÄŸi bildirilir. Osman Gazi Sultanönü ucunun merkezi olan SöÄŸüt'e döndükten sonra Selçuklu Sultanı ayrıca "altun baÅŸlı sancak" ve "tablhane (mehter)" gönderip onu ödüllendirmiÅŸtir. Bu öykü Vilayetname yanında Yazıcizade'nin Selçukname adlı eserinde de tekrar edilmektedir. Birçok tarihçi bu ödüllendirmeyi uçbeyliÄŸine istiklâl verilmesi olarak kabul etmektedir.[3] Hacı BektaÅŸ Vilayetname eseri Gündüz Alp ile Osman arasındaki iliÅŸkilerein sonradan ne olduÄŸunu kapsamamaktadır. Birkaç tarihçi Osman Bey ile kardeÅŸi Gündüz Alp'ın arasında çatışma olduÄŸu ve bu çatışma sonunda Gündüz Alp'ın öldürülerek Osman Bey'in uçbeyi olduÄŸunu kabul etmektedir. Fakat diÄŸer bazı tarihçiler ise Gündüz Alp'ın bey olmasını ve Osman Bey ile Gündüz Alp mücadelesini tümüyle hiç olmamış gibi bir kenara bırakmaktadırlar. Yine bazı tarihçiler Gündüz Alp'ın "Domaniç Muharebesi"'nde ÅŸehit olduÄŸunu bildirirler. Bu tarih karmaÅŸasında bazı tarihçiler ise Osman Bey ile Dündar Bey'in mücadelesinin olmadığını ve bu mücadele anlatımının Osman Bey-Gündüz Alp mücadelesine atıf ettiÄŸini kabul ederler.
Bizans güçleri ile de mücadeleler:
Osman Gazi'nin ve "Alp"'ler komutanlıkları altındaki uçbeylik akıncı orduları 1299'a kadar yerel Bizans silahlı milis güçleri ile çatışmışlardı. Bizans imparatoru II. Andronikos Palaiologos'un imparatorluk döneminin çok kuÅŸkulu bir sırasında Türkmen beyliklerinin imparatorluÄŸuna olan tehdidini anlamıştı. O yıl ortak imparator olan Mikail komutasında bulunan bir merkezi Bizans ordusu günümüz Germencik kasabası yakında bulunan "Menderes Magnesia"sı mevkinde bir Türkmen ordusuna yenilip Bizans komutanı esir olamaktan komutasını bırakıp kaçarak zor kurtulmuÅŸtur.
Bundan birkaç hafta sonra 17 Temmuz 1302'de Bizans Bursa valisi Orhaneli (Atranos), Kite, Kestel tekfurlarının yerel Bizans kuvvetleri ile Konstantinopolis'den gemilerle gönderilen ve Yalakova'da sahile çıkan çoÄŸu Alan kaviminden paralı askerlerinden oluÅŸan bir karışık düzenli merkezi Bizans birliÄŸi Osman Bey'in eline geçirdiÄŸi İznik ÅŸehrini geri almak hedefiyle (günümüzde Yalova yakınlarında bulunan) Yalakova adı verilen düzlükte ilerlemekte idiler. Hedefleri İznik yönünden gelecek Türk tehdidine karşı kıyıya inen Yalakdere vadisinden geçen yolu tıkamak ve sonra bu vadiden ilerleyerek İznik'i geri almaktı. Komutanları 2.000 askerlik merkezi Bizans birliÄŸi "Heteriarkos (Muhafız Komutanı) Muzalon" idi. Osman Bey kuvvetleri ise Bizans güçlerinin karaya çıktığı haberini almışlardi ve Bizanslıların Yalakdere'den güneye ilerleyip İznik'e gitmelerini önleyip onları durdurma hedefini seçmiÅŸlerdi. Osman Bey komutasındanki 5000 kiÅŸilik karışık Türkmen piyade ve süvari birliÄŸi Yalakdere içinden sahile Yalakdova'ya hızla indiler ve saldırıya geçtiler. Bizanslı komutan Muzalon bunu beklemiyordu ve Osman Bey'in birliÄŸi ile karşılaÅŸması, onların ani saldırısı bir baskın havası yaratmıştı. İki ordu böylece İzmit Körfezi’nin güney kıyılarındaki kıyı ovasıyla, İznik’ten gelen kara yolunun kıyı ovasıyla birleÅŸtiÄŸi bir noktada bir muharebeye giriÅŸtiler. Bizans paralı askerlerinden olan Alanlar bir karşı saldırı düzenleyip Bizans mılıs ve merkezi piyade birliklerinin geri çekilip mümkünse yeniden toplanmalarına fırsat verdiler. Åžiddetli bir mücadele olmakla beraber yaya yerel ve merkezi Bizans askerleri fazla dayanma güçleri olmadı ve toplanıp karşı saldırıya geçeceklerine paniÄŸe kapılıp düzensiz olarak geri çekilmeye baÅŸladılar. Böylece sayıca da üstün olan Osman Bey ordusu bu muharebeyi galip bitirdi. Sonuçta, yerel Bizans orduları panik halinde ama pek fazla zayiat vermeden Bizanslılar elinde bulunan İzmit (Nicomedia) ÅŸehrine kaçmayı baÅŸardılar. Merkezi Bizans düzenli birlikleri ise paralı askerler olan Alanlar’ın koruması ile hâlen kıyıda bulunan gemilere binip Konstantinopolis'e kaçtılar.
Tarihçi Halil İnalcık 2009'da verdiÄŸi bir konuÅŸmada Osmanlı beyliÄŸinin devlet niteliÄŸini 1302 yılında Yalova yakınlarında merkezi Bizans ordu güçleri ile yapılan Bafeus Muharebesi'ndeki Osman Bey'in galibiyetinden sonrası kazandığını iddia etmektedir.
Notlar:
İlk Osmanlı Parası 1324'de Osman Gazi tarafından bastırıldı. Bu para bakırdan oluşuyordu. Adı sikke idi.
EÅŸleri:
Malhun Hatun - Kayı Boyu'ndan Ömer Bey'in kızı, Orhan Gazi'nin annesi.
Bala Hatun - Şeyh Edebali'nin kızı, Şehzade Alaeddin'in annesi.
Erkek çocukları
Orhan Bey
Pazarlı Bey
Çoban Bey
Hamid Bey
Alaeddin Bey
Melik Bey
Savcı Bey
Kız çocukları
Fatma Hatun
Saygılarla By
k4m4nl1
Previous article:
Türkiye-Iran-İsrail (11 years ago)
Next article:
Orhan Gazi Bey (11 years ago)