Burada Arap’ın, Kürt’ün sahibi var, bir tek Türkmenlerin yok. Telafer’e küçük İstanbul diyordunuz, şimdi Türkiye neden bize sahip çıkmıyor?
Biz Türküz, Türkiye bize niye sahip çıkmıyor?
_____________
Türkmenler 50 derecede aç susuz
Telafer’den kaçan binlerce Türkmen, gidecekleri yerleri olmadığı için Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’in girişindeki Hazir kontrol noktasındaki çölde ve Erbil’deki bir depoda 45-50 derece sıcaklıkta aç-susuz kaderlerine terk edildi. Sıcaktan her gün küçük çocukların ve yaşlıların öldüğü bölgede konuştuğumuz Türkmenler, “Burada Arap’ın, Kürt’ün sahibi var, bir tek Türkmenlerin yok” diyorlar.
IŞİD’in Musul’u ele geçirmesinin ardından mezhep çatışmalarının iç savaşa dönüştüğü Irak’ta, Türkmenlerin kaçtığı bölgelerde bir insanlık dramı yaşanıyor. IŞİD’in ele geçirdiği Türkmen kenti Telafer’den kaçan binlerce Türkmen, gidecekleri yerleri olmadığı için Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin başkenti Erbil’in girişindeki Hazir Kontrol Noktası’ndaki çölde 45-50 derece sıcaklıkta aç-susuz kaderlerine terk edildi. Sıcaktan her gün küçük çocukların ve yaşlıların öldüğü bölgede konuştuğumuz Türkmenler, “Burada Arap’ın, Kürt’ün sahibi var, bir tek Türkmenlerin yok. Telafer’e küçük İstanbul diyordunuz, şimdi Türkiye neden bize sahip çıkmıyor?” diye isyan ediyor.
CEHENNEM SICAĞI
Hazir, Bölgesel Kürt Yönetimi’nin başkenti Erbil’le IŞİD kontrolündeki Musul arasındaki ana geçiş noktası. Kontrol noktasının hemen yanıbaşındaki çölde yeni doğan bebeklerden yaşlılara kadar her yaştan binlerce kişi, cehennem sıcağında battaniyelerden yaptıkları tentelerin altında hayatta kalmaya çalışıyor. Hepsi IŞİD’den kaçan Telaferli Şii Türkmenler, çoğu Türkçe konuşuyor. 5 çocuğu ve karısıyla kaçan Mahsun Habil Muhsin (35), “3 gündür burada eziyet çekiyoruz, Peşmerge Erbil’e bırakmıyor, sıcaktan ve hastalıktan çocuklarımız ölüyor, yolda 2 yaşlı kadını, dün de 3 çocuğu gömdük. Kampta yeni doğmuş 2-3 günlük bebekler var, onlar da her an ölebilir” diyor.
FIRIN GİBİ DEPODA ÜST ÜSTE
Hazir Geçiş Noktası’ndaki binlerce Türkmen’in yanı sıra binlercesi de Erbil’in içinde Peşmerge’nin otobüslerle götürdüğü boş bir depoda neredeyse üst üste kalıyor. Deponun içi, dışarıdan daha sıcak. Depoyu battaniyeler ve çarşaflarla bölmelere ayırıp 3’er 5’er metrekarelik odalar yapmışlar. Her bölmede en az 10 kişi var. Erbil’e 9 kişilik ailesiyle gelen Telaferli demirci Fazıl Muhammed, “3 gün IŞİD’le çatıştık, 7 gün de Bağdat’tan gelen Irak ordusu askerleri IŞİD’le çatıştı, sonra kenti bombaladılar, General Ebu Walid ordusunu çekti, geri kalan siviller de kaçtı. Kimi Sincar’a, kimi Kerkük’e kimi de buraya kaçtı. 30 gündür buradayız, buradan bizi göndermelerini bekliyoruz” diyor.
KALANLARI ÖLDÜRDÜLER
Depoya 5 gün önce gelen Hadi Hasan da Telafer’i ele geçiren IŞİD’in geride kalan yaşlıları ve kaçamayan tüm Şii Türkmenleri öldürdüğünü söylüyor. Hasan, Telafer’de tanık olduğu vahşeti şöyle anlatıyor: “Beşiğindeki 40 günlük çocuğu bile öldürdüler. Telafer’deki bütün Şii camilerini yerle bir ettiler, İmam Sadi’nin türbesini patlattılar. Hayvanları telef ettiler, inekleri, davarları, koyunları bile yok ettiler. Bazı cenazeler yollarda kaldı, gömemedik bile.” Zeynep Ali Ekber (25) ise IŞİD’in Telafer’in Bekkekut Köyü’nden aralarında babası Ali Ekber ve 2 erkek kardeşinin de bulunduğu 20 erkeği götürdüğünü ve bir daha onlardan haber alamadıkların söylüyor: “Babam çobandı, bir gün öğle vakti IŞİD militanları geldi, köydeki erkeklerin hepsini alıp götürdüler. Diğer köylerden de aynı şekilde çok insanı alıp götürdüler. Bir daha haber alamadık.”
"Türk'üz Türkiye niye sahip çıkmıyor"
Çoğunluğu Şii olan Türkmenler, kuzeyde sığınabilecekleri tek yer olarak Türkmen nüfusun da yaşadığı Peşmerge kontrolündeki Kerkük’ü görüyor. O yüzden de amaçları Kerkük’e, orası da olmazsa Bağdat’a ya da güneydeki Şii kentleri Necef ya da Kerbela’ya gitmek. Mahsun Habil Muhsin, “IŞİD, Telafer’e saldırınca 16’sında Sincar’a geçtik, orada su yok, yemek yok, mecburen buraya geldik. Peşmerge yolu açsa gideriz ama açmıyor. Biz Türküz, Türkiye bize niye sahip çıkmıyor? Geri dönelim de IŞİD kellemizi mi alsın? Türkiye bize yardım etsin, Kürt yönetimiyle konuşsun, yolu açsınlar” diyor. IŞİD saldırısından önce Telafer’de ilkokul öğretmenliği yapan Hıdır Süleyman (42) da 9 çocuğuyla kaçmış. “Her şeyimizi bırakıp kaçtık. Yanımıza kimliğimizi bile alamadık. Yaşlılar yollarda öldü, kadınlarımız, çocuklarımız ölüyor. Ne haldeyiz görüyorsunuz, buradan bizi çıkarsınlar, başka bir şey istemiyoruz. Bizi götürüp Türkiye’de bir kasabaya bıraksınlar” diyor. Eyat Sutto (35) ise karısının 5 gündür ağır hasta olduğunu ancak Peşmerge kontrol noktasını geçmelerine izin vermediği için hastaneye götüremediğini anlatırken isyan ediyor: “Atatürk’ün ‘Türkmenlere sahip çıkın’ diye vasiyeti var. Biz burada toz toprağın içinde sıcaktan öleceğiz. Hepimizi katledip öldürsünler kurtulalım bari.”
In E-Sim we have a huge, living world, which is a mirror copy of the Earth.
Well, maybe not completely mirrored, because the balance of power in this virtual world looks a bit
different than in real life. In E-Sim, USA does not have to be a world superpower, It can be
efficiently
managed as a much smaller country that has entrepreneurial citizens that support it's foundation.
Everything depends on the players themselves and how they decide to shape the political map of the
game.
Work for the good of your country and
see it rise to an empire.
Activities in this game are divided into several modules.
First is the economy as a citizen in a country of your choice you must work to earn money, which you
will get to spend for example, on food or purchase of weapons which are critical for your progress
as a fighter.
You will work in either private companies which are owned by players or government companies which
are owned by the state.
After progressing in the game you will finally get the opportunity to set up your
own business and hire other players. If it prospers, we can even change it into a joint-stock
company and enter the stock market and get even more money in this way.
In E-Sim, international wars are nothing out of the ordinary.
"E-Sim is one of the most unique browser games out there"
Become an influential politician.
The second module is a politics. Just like in real life politics
in E-Sim are an extremely powerful tool that can be used for your own purposes.
From time to time there are elections in the game in which you will not only vote, but also have the ability
to run for the head of the party you're in.
You can also apply for congress, where once elected you will be given the right to vote on laws
proposed by your fellow congress members or your president and propose laws yourself.
Voting on laws is important for your country as it can shape the lives of those around you.
You can also try to become the head of a given party, and even take part in presidential
elections and decide on the shape of the foreign policy of a given state
(for example, who to declare war on).
Career in politics is obviously not easy and in order to succeed in it, you have to have
a good plan and compete for the votes of voters.
You can go bankrupt or become a rich man while playing the stock market.
The international war.
The last and probably the most important module is military.
In E-Sim, countries are constantly fighting each other for control
over territories which in return grant them access to more valuable raw materials.
For this purpose, they form alliances, they fight international wars, but they also have
to deal with, for example, uprisings in conquered countries or civil wars, which may explode on
their territory.
You can also take part in these clashes, although you are also given the opportunity to lead a life
as a pacifist
who focuses on other activities in the game (for example, running a successful newspaper or selling
products).
At the auction you can sell or buy your dream inventory.
E-Sim is a unique browser game.
It's creators ensured realistic representation of the mechanisms present
in the real world and gave all power to the players who shape the image of the virtual Earth
according to their own.
So come and join them and help your country achieve its full potential.
Invest, produce and sell - be an entrepreneur in E-Sim.
Take part in numerous events for the E-Sim community.