Login:
Password:

Forgot password Register

Article


10
   
Report


Buruk bir merhaba, arkadaşlar.

Bu makale aslında hiç yazmak istemediğim, günlerdir, hatta haftalardır bir aklımda, bir elimde, bir bilgisayarımda oradan oraya gezinip duran ve en sonunda gece beni uyutmayıp ne yazık ki bu oyuna kadar gelen bir patlayıştır.

Beni burada tam olarak tanıyan pek insan yoktur; kısmen kendimi tanıttığım birkaç kişi, o kadar. Ama benimle daha önceleri denk gelmiş olanlar bilir, gevezeliklerime genelde şu cümlenin benzeri ile başlarım: "Ben bu tarz oyunlarda uzun zaman geçirmiş biriyim." Gerçek hayattaki tecrübesi yetersiz biri olmanın ezikliğini üzerinden atma psikolojisinin derinden gelme bir etkisi bile olsa, doğruluk payı var; 5 yıldan fazla süre koyabilirim ortaya.

Gerçek hayatta 20 yaşında, hayatın 999 yüzüyle karşılaşmamış ve sadece 2 yüzüyle hayatın ufacık bir parçasını bile ancak kavrayabileceğinin kısmen farkında biri olsam da sanal hayatta hatırı sayılır bir tecrübe edindim, hatırı sayılır miktarda şey gördüm.

Genç ve hevesli birinin, iyi niyetli bile olsa, hesapsız davranması sonucunda nelerle yüzleşebileceğini gördüm.

Politik hevesler uğruna, sadece iktidarı kaybetti diye ülke malvarlıklarına el koyan "iktidar"lar, mevki uğruna ülkenin işgalini umursamayan "muhalefet"ler gördüm.

Sadece sıfat kazanma hevesleri uğruna, o sıfatın sorumluluklarının nasıl çökeceğini ve her şeyin nasıl bozulacağını; o herkesin peşinde koştuğu sıfatların aslında ne kadar kaçılası sorumluluklar olduğunu gördüm.

Herkesin güvenini kazanan insanların, üstlerine yetki ve sorumluluk bindikçe nasıl değiştiklerini gördüm.

Düşünen, üreten insanların tartışmalarını; bu tartışmaların nasıl ciddiye alınmadan sadece akıp gittiğini, emeğe verilen değerin o sözcüğü yazarken verilen emekten bile az olduğunu gördüm.

Gerçek hayatta gördüklerimizin sanal hayatta sanal çıkarlar için olamayacağını düşünenlerin nasıl düş kırıklığına uğradığını gördüm.

Bu tecrübelerin çoğunu birinci elden, dolaysız yaşadım. Sadece kötü şeyler değil gördüklerim, tabii ki. (O kadar geniş bir at gözlüğüne sahip olabilseydim, onu elimden geldiğince beyaz yöne çevirirdim zaten; şüphesiz.)

Saatin kaç olduğuna, yarın gerçek hayatta ne ile yüzleşeceğine aldırmadan bilgisayar başında "oyun" bilinci ile değil "sorumluluk" bilinci ile bekleyenleri de gördüm.

Gerçek hayatta hiç tanımadığı birinin çocuğu ya da annesi-babası vefat ettiğinde, hiç tanımadığı o kişinin cenazesine gitmek için şehirlerarası yolculuk yapan insanlar da gördüm.

Burada tanışıp gerçek hayatla ilgili her türlü sıkıntısını birbiri ile paylaşan, "oyun arkadaşlığı"ndan gerçek dostluğa dönen ilişkileri de gördüm.

Ulusal ya da uluslararası fark etmeden, insanların birbiri ile sıcak ilişkiler kurabildiğini; eğer gerçek hayattaki düşmanlıkları örtebilecek bir örtü bulunursa, o örtü ile gayet huzurlu bir yaşam sürdürülebildiğini de gördüm.

Gerçek dünyada öğrendiklerini bu dünyaya aktararak elinden geldiğince çabalayan, yaratıcı ya da yaratmaya hevesli, güce değil gücü oluşturmaya bakan insanlar da gördüm.

Beş yıldan daha uzun süredir bu tür oyunları oynuyorum; bana "boş adam" da denildi (bu tarz oyunlar bu kadar süre oynayan biri için, doğruluğu tartışmaya açık), "tatlı su ideolojisti" de denildi, "vatan haini" de denildi, adresim de soruldu, "Yunan dölü" de denildi (sanki Yunan olmak hakaretmiş gibi!), burada söylemeye lüzum duymadığım hakaretler de edildi (çerez niyetine, hem de!). İftira yediğim de, güvendiğim insanların hiç de sandığım gibi insanlar olmadığını fark ettiğim de çok oldu; çok defa kendim de hata yapıp insanları zor duruma düşürdüm. Hile de yaptım, hileden mağdur da oldum.

Bunları neden mi söylüyorum?

Niyetim kimseye bir mesaj vermek değil; bir mesaj verecek olsam direkt olarak söylerdim, ya da birebir görüşmelerle bu mesajı o kişiye sezdirirdim en azından.

Niyetim klişe "Birlik olalım, dirlik olalım!" mesajları vermek de değil. Birlik olacağımıza dair umudum var elbette; ama hissediyorum ki bu çağrıyı burada yapması gereken kişi ben değilim. Kaldı ki iki kişi yanlarında düşman ordusu da olsa kavgalı ise kavgalı kalabilir; karakter meselesi bu, ben karışamam. Yetkim yok.

Belirli bir niyetim var mı bunları yazarken, onu bile bilmiyorum açıkçası. Sadece, sevdiğim, değer verdiğim insanların tartışmalarından bıktım. Sürekli arada kalmaktan, sürekli taraf seçmek zorunda kalmaktan.

A kişisi ile B kişisi tartıştığında ikisi ile de arkadaş olmaya çalışmış olan ben, A'ya gidip B'ye, B'ye gidip A'ya, C'ye gidip ikisine de empati tetiklemeye çalışmaktan bıktım. Aynı anda hem A, hem B hem de C'yi kendime küstürdükçe, vazgeçmemek için direnmekten bıktım.

Peki bunu yapmayı, koşuşturmayı bırakır mıyım? Hayır. Daha önce bir arkadaşıma bir söz söylemiştim: "Bu gemi başka yere kaçacağına burada batar." İki tarafa da "Ya böyle ise?" diye gidip, değer verdiğim iki kişiyi de savunmaya devam edeceğim. Etmediğim zaman bilin ki gemi batmıştır; eğer olur da ahımı arayacak olan olursa, beni bunca siteme rağmen koşuşturanlara baksın.

Genele konuşuyorum, gönderme yapmadan: Eğer içinizde iyi niyet varsa (ki olduğuna inanıyorum), siz de biraz empati kurmak için, suçlamak yerine suçsuzluk ihtimalini düşünmek için çabalayın. İnsanız; belki özümüzde, belki de bize öğretilenden geliyor suçsuzluktan çok suçluluğa dair kanaat vermeye yatkınlığımız. Ama en azından, elinizden geldiğince kendinizi zorlayıp çaba gösterseniz olmaz mı?

Bu şekilde giderse, ki "acılı bir gülüşle" biliyorum ki bu dediklerimin bir gram bile etkisi olmayacak, herkes kendi bildiği yoldan devam edecek; tek olacak olan, arada "Acaba?" diye sormaya çalışan birkaç kişiyi de yok edilmesi olacak. Geriye kalanlar ise suçlandığında "Ama hani 'Acaba?' diyecektik?" diye soran ya da gurur budalalığı yapıp (bunu hakaret anlamında kullanmıyorum; ben de kendime hep "gurur budalası" derim) "Bırakınız, iftiralarını atsınlar!" mantığı ile kulaklarını tıkaya tıkaya düşmanlığı daha da körükleyen kişiler olacak.

Ben bu oyunda daha önce bir kere her şeyi bırakıp sıfırdan başladım, yine başlarım. Bugünlere geldim, belki yine gelirim; belki daha iyisine, belki de daha kötüsüne giderim. Sözün özü; elimden geldiğince samimi davranmayı başarıyorsam bu şu an için bana yetiyor. Varsın içime attığım için içeride patlayacağıma dışarı çıkarıp sizinle patlasın; en azından belki can alıcı bir yerlere isabet eder de bir işe yarar. Bu yazıyı yayınlamadan önce danışmayı düşündüğüm biri vardı (ki bu kişi bu yazıyı okuyacak olursa anlayacaktır kendisi olduğunu), ancak beni caydırması ya da desteklemesi kısmet değilmiş ki bugün bu yazı, belki de olabileceği en ters zamanda yayınlanıyor.

Son olarak; geçtiğimiz günlerde (tarihine baktım, 25 Şubat imiş) son haline getirdiğim bir karalamam vardı, bu dünyalar ile ilgili çocukça bir şeylerdi ve keşke kalsaydı benimle birlikte. Madem ki bir kere patladık; bari tam patlayalım, zayıf kalemimiz de gelsin peşimizden.

Farklı bir dünyada yeni bir yaşam sundu
Tanımlanamayan gün dönümleri iddiaları,
Sayılardan örme duvarları yanlarına alıp
Şanslı olan birkaç insana, ki hayalleri
Solmasın karanlıkta, kaybolmasın diye
Gerçeklikler arasında; ve ta ki,
Onlar tarafından bozulana kadar.

Çarpıklıkları sızdı derinlerin
Sayıların arasındaki boşlukların arasından,
Gönüllü sızdırıldı her bir düğmenin ellerinden
Yeni hayatların su borularına, zehirlediler
Her yeni anda biraz daha; tazesini, bayatını,
Bizzat kendi taze hayatlarını, döngüselliklerinde.
Boşa çıkardılar umutlarını kendi kendilerine
Kesik ellerde ve yırtık ceplerde kalan, bulanık
Ardıl, sahibi muğlak hayaller,
Kırıklıkları ile birlikte
Hilekar promosyonlara girdiler.

Şimdi, titriyor; titriyor kırılmaz perdeler temelinden!
Hain var aramızda, ihanet!
Hain içimizde, her birimizde; gizlenmiş derinlerimizde!
Hayal adı altında gizlice sızıyor
Ait olmadığı yere, gerçekler!
Son ümitleri kaçışçıların, boğuluyor karmaşada bir yandan,
Çatışırken diğer yanda

Birbirini taşlıyor günahkarlar,
Ellerinde hiç bulunmayan bir dünyanın kanı
Ve diğer kaotik varlıkları ile kucak kucağa.
Suçsuz bir çocuğu döver gibi,
Bütün bir salonda yankılanıyor
Kahkahalar, içinde saklanan paslı acımasızlıklarla.
Sanki sahnede bir vodvil oynanıyor,
Ve ben sanki sahnede olanlara tek ağlayan;
Herkes neden, nereye gülüyor?


Çocukça bir sitemdi bu; en azından büyüyememişliğin vicdani rahatlığını taşıyan içinde. Kim ne düşünürse düşünsün.

Bir süre buralarda olmayacağım sanırım, bu patlamanın üzerine. Nasıl olsa bir etkisi olmayacak, bari olaylar yerine ben kendi kendimi teselli edeyim.

Not: "Ama sen şu olaydan şöyle ettin, bu olaydan böyle ettin, öyle böyle taraf tuttun." yazıları olmasın diye yorum kısmını kapatacaktım, son anda vazgeçtim. Lütfen, bu tür çatmaları özel mesajdan yapın da bari bu konuda hayal kırıklığına uğramayayım; bir ayda sanal dünyama yetecek kadar hayal kırıklığı yaşadım çünkü.

A las, mes amis! Dors bien, jusqu'à ce que je me réveille!
J. de Ruan

Previous article:
Yeni Oyun - Askeri Modüle Dair (12 years ago)

ESim
or
Register for free:
Only letters, numbers, underscore and space are allowed (A-Z,a-z,0-9,_,' ')
Show more

By clicking 'Sign Up!', you agree to the Rules and that you have read the Privacy Policy.

About the game:


USA as a world power? In E-Sim it is possible!

In E-Sim we have a huge, living world, which is a mirror copy of the Earth. Well, maybe not completely mirrored, because the balance of power in this virtual world looks a bit different than in real life. In E-Sim, USA does not have to be a world superpower, It can be efficiently managed as a much smaller country that has entrepreneurial citizens that support it's foundation. Everything depends on the players themselves and how they decide to shape the political map of the game.

Work for the good of your country and see it rise to an empire.

Activities in this game are divided into several modules. First is the economy as a citizen in a country of your choice you must work to earn money, which you will get to spend for example, on food or purchase of weapons which are critical for your progress as a fighter. You will work in either private companies which are owned by players or government companies which are owned by the state. After progressing in the game you will finally get the opportunity to set up your own business and hire other players. If it prospers, we can even change it into a joint-stock company and enter the stock market and get even more money in this way.


In E-Sim, international wars are nothing out of the ordinary.

"E-Sim is one of the most unique browser games out there"

Become an influential politician.

The second module is a politics. Just like in real life politics in E-Sim are an extremely powerful tool that can be used for your own purposes. From time to time there are elections in the game in which you will not only vote, but also have the ability to run for the head of the party you're in. You can also apply for congress, where once elected you will be given the right to vote on laws proposed by your fellow congress members or your president and propose laws yourself. Voting on laws is important for your country as it can shape the lives of those around you. You can also try to become the head of a given party, and even take part in presidential elections and decide on the shape of the foreign policy of a given state (for example, who to declare war on). Career in politics is obviously not easy and in order to succeed in it, you have to have a good plan and compete for the votes of voters.


You can go bankrupt or become a rich man while playing the stock market.

The international war.

The last and probably the most important module is military. In E-Sim, countries are constantly fighting each other for control over territories which in return grant them access to more valuable raw materials. For this purpose, they form alliances, they fight international wars, but they also have to deal with, for example, uprisings in conquered countries or civil wars, which may explode on their territory. You can also take part in these clashes, although you are also given the opportunity to lead a life as a pacifist who focuses on other activities in the game (for example, running a successful newspaper or selling products).


At the auction you can sell or buy your dream inventory.

E-Sim is a unique browser game. It's creators ensured realistic representation of the mechanisms present in the real world and gave all power to the players who shape the image of the virtual Earth according to their own. So come and join them and help your country achieve its full potential.


Invest, produce and sell - be an entrepreneur in E-Sim.


Take part in numerous events for the E-Sim community.


| Terms of Service | Privacy policy | Support | Alpha | Luxia | Primera | Secura | Suna | Sora | Magna | Pangea | e-Sim: Countryballs Country Game
PLAY ON